BESİN TAKVİYELERİ ZARARLI MI?

//BESİN TAKVİYELERİ ZARARLI MI?

New England Journal of Medicine isimli tıp dergisinde yayımlanan yeni bir çalışmaya göre; her yıl 23 bin kişi, kullanılan besin takviyeleri nedeniyle acil servise başvuruyor.

Amerika’da, besin takviyeleri alanında, ilk defa ulusal rakamlar üzerinden açıklanan çalışmaya göre; kilo kaybı ve enerji için alınan takviyeler “en tehlikeliler” olarak açıklandı. Kalp sorunları ise bu takviyelerin yarattığı en genel sorun olarak belirtildi. Kadınlar, okul öncesi çocuklar ve yaşlılar ise en yüksek risk grubunu oluşturuyor.

Çalışmayı yürüten, A.B.D.’de Hastalık Kontol Merkezi (CDC: Center for Disease Control) yetkilisi Dr. Andrew Geller: “Bireyler besin takviyelerinin yan etkilere sebep olabileceğini fark etmeyebilirler; ama her yıl binlerce Amerikalı, bu takviyelere bağlı sorunlar nedeniyle acil servislerde tedavi edilmekte” dedi. Besin takviyesi üreticileri ise; bu çalışmanın takviyeleri suçlamadığını, aslında takviyelerin kötü olmadığını ifade ediyorlar.

Bilinçli Beslenme Konseyi’nin bilimsel işler ve düzenleme biriminden Duffy Mackay ise, çalışma ile ilgili şunları söyledi: “Her yıl 150 milyonun üzerinde Amerikalının besin takviyesi kullandığını biliyoruz. Eğer öngörülen acil servis ziyaretleri sayısına bakarak hesap yapılırsa; besin takviyesi kullanıcılarının yüzde birinden çok daha azı acil servise gidiyor. Bu doğru; ancak besin takviyelerinin tamamen zararsız olduğunu düşünerek güvenlik testinden muaf tutmak doğru değil. Besin takviyeleri güvenilir oldukları varsayımı ile onay alıyorlar; ancak yıllık 23 bin acil servis başvurusu oldukça fazla.”

Piyasadaki bazı ürünler kusurlu veya yasa dışı içeriğe sahip

Amerika’da besin takviyesi sayılarında -son yıllarda- ciddi bir artış gözlemleniyor. Artık bir sanayi koluna dönüşen besin takviyeleri; 1990’lı yıllarda, takviyelerin devlet tarafından düzenlenmesini zayıflatan bir kanunun çıkması sayesinde hızla yayıldı. Besin Takviyeleri Sağlık ve Eğitim Hareketi (DSHEA) adındaki yasa; aynı zamanda, nelerin besin takviyesi olarak sayılabileceği tanımını da genişletti. Sonuç olarak; bugün piyasada bulunan bazı ürünler -reçeteli ilaçlar da dahil- kusurlu ya da yasadışı içeriğe sahip ve bu içerik çoğu zaman ilaç şişesinde belirtilmemiş oluyor.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), herhangi bir risk durumunda ürünü piyasadan çekme yetkisine sahip. Ancak, geçen yıl yayımlanan bir çalışma; yakın zamanda piyasadan kaldırılan ürünlerin, üçte ikisinin, bir yıldan daha kısa süre içinden yeniden raflarda olduğunu ve aynı yasadışı içeriği ihtiva ettiğini ortaya çıkardı. Bu durum; besin takviyelerini düzenleyen yasaların, oldukça zayıf olması nedeniyle, bazı üreticilerin bu yasaları görmezden gelebildiği izlenimini uyandırıyor. Örneğin; 2013 yılında, “Reload” isimli takviye, Viagra’nın etken maddesi olan “Sildenafil” içerdiği konusunda FDA tarafından uyarılmıştı.

Yeni rakamlar zararların altını çiziyor

A.B.D.’nde, CDC ve FDA tarafından yapılan araştırma, 63 hastanenin kayıtları baz alınarak yapıldı. 10 yıl süren çalışma boyunca, bitkisel ürün ve takviye kaynaklı başvurular incelemeye dahil edildi. Enerji içecekleri veya çaylarla ilişkilendirilen sorunlar ve besin takviyelerine bağlı ölümlerin dahil edilmediği çalışmada; takviyelerin her yıl 18 bin 611 ile 27 bin 398 arasında değişen sayıda acil servis başvurusuna neden olduğu tespit edildi.

Harvard Tıp Okulu’nda besin takviyelerinin güvenilirliği üzerinde çalışan Dr. Pieter Cohen, konuyla ilgili şunları söyledi: “Rakamlar oldukça endişe verici. Dahası, sonucun düşük bir tahmin olması da muhtemel. Çünkü sadece besin takviyesi kullanımı sorgulanan veya hasta tarafından ifade edilen vakalar sayılmış.” Hastaların her zaman bunu ifade etmediğini belirten Cohen, yaşadığı bir anıyı anlatarak sözlerine devam ediyor: ” Yakın zamanda, 40’lı yaşlarda bir hastamız, kalp krizi ve tehlikeli seviyelerde seyreden düşük tansiyon rahatsızlığı ile acil servise geldi. Hastada belli bir risk faktörü bulunmuyordu. Hastaneye yatış yaptığında, tesadüfen bir intörn tarafından, hastanın herhangi bir vitamin veya besin takviyesi kullanıp kullanmadığı sorulmuş. Hastanın kilo kaybı için takviye kullandığı ortaya çıktı ve sonradan yapılan araştırmalarda bu takviyeye ilaç katılmış olduğu da belirlendi.”

Çocuklar, Y Kuşağı ve yaşlılar risk altında

Çalışmada en çok risk altında bulunan grup; 20-34 yaş arası genç yetişkinler ve kadınlar olarak açıklandı. Bu yaş grubunda en sık sorun yaratan takviye çeşitleri, kilo kaybı ve enerji ürünleri olarak belirtildi ve genel anlamda kadınların, erkeklere göre daha fazla etkilendiği vurgulandı.

Göğüs ağrısı, düzensiz kalp atışı ve hızlanan nabız gibi kalp problemleri; bireylerin en sık yardım aradığı konular arasında. Yazarlar ise; besin takviyelerine bağlı kalp problemleri nedeniyle başvuranların sayısının; üzerinde uyarıcı yazı bulunduran ilaçlar nedeniyle yapılan başvurulardan fazla olduğuna dikkat çekiyorlar.

Takviye alımı nedeniyle hastaneye en çok yatırılan grup 65 yaş ve üzeri yetişkinler oluyor. Çalışmada, her 3 yaşlıdan birisinin yaşadığı problem, takviyenin içeriğine karşı gelişen bir reaksiyon yerine hapın boyutları olarak rapor ediliyor. Bu yaş grubundaki bireylerin üçte birinin, besin takviyesi hapını yutma güçlüğünden dolayı acil servise gittiği belirtiliyor. Bireylerin boğulma ya da boğazda bir şey takılı kalma hissi ile acil servise başvurduklarını belirten uzmanlar; bu konudaki şikayetlere en çok kalsiyum takviyelerinin neden olduğunu vurguluyorlar.

Dr. Geller; FDA’in farmasötikler için önerilen boyut limitinin olduğunu; ancak bu kuralın besin takviyesini içeren ürünlerde uygulanmadığını söylüyor. Besin takviyeleri çocuklar açısından da bir risk teşkil ediyor. Her beş acil servis başvurusunun birinde, ebeveyni ya da bakıcısı görmeden takviyeyi alan çocuk bulunuyor.

Editör’ün Notu: Bu konu, bu satırlara sığmayacak kadar derin ve üzerinde düşünülmesi gereken bir hassasiyet taşıyor. İnsanlığa, insan sağlığına fayda sağlayacak her şeye “evet”. Ama çıkar için, etkinliği ve güvenliği ispat edilmemiş ürünlerin, farklı yollardan insanlara ulaştırılmaya çalışılmasına da “hayır.”

2017-08-08T10:34:09+00:00