DİYABEZİTE NEDİR? DİYABEZİTE BELİRTİLERİ NELERDİR?

/, Şeker Hastalığı/DİYABEZİTE NEDİR? DİYABEZİTE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Günümüzde; obezite, insülin direnci, metabolik sendrom ve tip 2 diyabet, salgın boyutlarına ulaşmış durumdadır. Bu yazıyı okuyup da, bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenmeyen kişi sayısı çok azdır. Bu hastalıklar; çok yaygın olmalarına rağmen, birbirleriyle ilişkileri çok iyi bilinmemektedir. Hâlbuki bu rahatsızlıkların çoğunun, ortak nedenleri vardır. Dolayısıyla da, aynı tedavi uygulamalarını gerektirirler. Uygun bir yaklaşım ile %100 tedavi edilebilirler. Bazı durumlarda ise, gidişatı tamamen geriye döndürmek de mümkündür.

 

Diyabet ve obezitenin benzer özellikler taşıması ve sıklıkla bir arada görülmesi nedeniyle; ilk kez 2005 yılında, Amerikalı endokrinolog Prof. Dr. Francine Kaufman tarafından, “Diyabezite” olarak isimlendirilmiştir ve kan şekerindeki hafif dengesizlikten, tip 2 diyabete kadar, değişen metabolik fonksiyon bozukluğu olarak tanımlanabilir. Diğer bir deyişle; obezite ile birlikte ya da obezite nedeniyle tip 2 diyabet gelişimi olarak da tanımlanabilir.

Diyabezitenin belirtileri şunlardır:

• Abdominal Obezite (Göbekli olma durumu)
• Dislipidemi (Düşük HDL, yüksek LDL ve yüksek trigliserid)
• Yüksek tansiyon;
• Yüksek şeker (Açlık şekeri 100 mg/dL’nin üstünde)
• Sistemik inflamasyon (Hücre göçü)
• Kanın pıhtılaşma eğilimi

Diyabezitenin kişiye göre değişen belirtileri ise aşağıdaki gibidir:

• Özellikle yemeklerden sonra tatlı isteği
• Tatlı şeyler yedikten sonra geçmeyen şeker isteği
• Yemekten sonra bitkinlik
• Sık idrara çıkma
• Susuzluk ve iştahta artış
• Kilo vermede zorluk yaşama
• Mide boşaltımında yavaşlama
• Cinsel fonksiyon bozukluğu
• Görme problemleri
• Kol ve bacaklarda uyuşma ve karıncalanma

Diyabezite terimi, kişinin yukarıdaki metabolizma problemlerini yaşaması için, obez olması gerektiğini düşündürmesi bakımından yanıltıcı olabilir. Oysa gerçek öyle değildir. Zayıf kişiler de, aynı şekilde kan şekerindeki hafif dengesizlikten, diyabete kadar, bu problemlerin tümünü yaşayabilmektedirler. Bazı durumlarda, zayıf olmasına rağmen; insülin direnci, disglisemi ya da dislipidemi bulunan kişiler için, “metabolik olarak obez” terimi kullanılmaktadır. Bu kişiler, obez olmasalar bile, metabolizmaları öyle davranır.

Günümüzde “diyabezite” kalp-damar rahatsızlıkları ve enfeksiyon hastalıklarının önüne geçmiş ve dünyanın en önemli ölüm nedeni haline gelmiştir. Dr. Richard Bernstein; “Dr. Bernstein’s Diabetes Solution” isimli kitabında, diyabetin üçüncü sıradaki en yaygın ölüm nedeni olduğunu öne sürmüştür. Ancak ölüm belgelerinde; kalp krizi, inme ya da ölümcül enfeksiyonların altta yatan nedeni olarak, diyabete yer verilmemektedir. Ayrıca, bu olaylarda; obezite, insülin direnci ve inflamasyonun rolü de hesaba katılmamaktadır. Bunların hesaba katılması durumunda, diyabezitenin, yalnızca hastalıkların değil; aynı zamanda ölümün de başta gelen nedeni olduğu kabul edilmelidir.

ABD yılda 300 milyar doları “diyabezite” hastalarına harcıyor

Diyabezite; dünya genelinde 1 milyardan fazla insanı etkilemektedir. Amerika’daki güncel veriler incelendiğinde; durumun ne kadar ürkütücü boyutlara ulaştığı daha iyi anlaşılabilir. Amerikalıların yarısı kilolu, üçte biri ise klinik olarak obezdir. 24 milyon Amerikalı, tip 2 diyabet olmakla birlikte; bu kişilerin yaklaşık üçte biri, bunun farkında değildir. “Diyabez” olan kişilerde; kalp hastalığı, inme, bunama, kanser, böbrek yetmezliği ve körlük riski artmaktadır ve Amerika’da, her 10 saniyede bir kişi, diyabete bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedir. Avrupa’da ise; 2010 yılında, diyabez yetişkinlerin sayısı 33 milyon olarak tespit edilmiştir. En son yapılan istatistiksel değerlendirmelere göre; diyabezitenin etkilerinin, önümüzdeki 25 yılda çarpıcı bir şekilde artması beklenmektedir.

Diğer taraftan; bu durumun maddi boyutu göz önüne alındığında, ne kadar ciddi bir problemle karşı karşıya olduğumuz daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. ABD’de, iyimser bir tahminle, diyabezite şeklinde adlandırılan obezite ve diyabet birlikteliğinin, topluma getirdiği maddi yük yıllık ortalama 300 milyar dolar olarak hesaplanmaktadır. Yani, son 10 yılda, bu sağlık problemi, 3 trilyon doların üzerinde bir harcamaya yol açmıştır. Bu rakam; Amerika’nın bütün sağlık sisteminin iyileştirilmesi için gerekli olduğu öngörülen miktarın yaklaşık 3 katıdır. Avrupa’da ise; diyabeziteye bağlı tıbbi komplikasyonlar için yapılan harcamalar, toplam sağlık giderlerinin %8’ini oluşturmakta ve durum her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. ABD’de, yalnızca diyabetin yıllık maliyetinin, 2034 yılında, 330 milyar dolara ulaşması beklenmektedir. Yine Amerika’da yapılan son çalışmalara göre; 2010 yılında doğanların üçte biri, yaşamlarının bir döneminde diyabetle karşı karşıya kalacaktır. Bu istatistiki bilgilerin daha da ürkütücü olan yanı ise; diyabete yakalanacak bu kişilerin çoğunluğunun çocuk olmasıdır.

Günümüzde; diyabeziteye karşı, 40 yıldan fazla süredir kullanılmakta olan geleneksel tedavi yaklaşımlarının işe yaramadığı anlaşılmış bulunmaktadır. Artık diyabezitenin, kökündeki nedenlerine inerek, tam olarak nasıl önlenebileceği; hatta bazı durumlarda geri çevrilebileceği konusundaki yaklaşımlar, giderek daha fazla önem kazanmaktadır.

Sonuç olarak; diyabezite, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelere getirdiği önemli sağlık problemleri ve ekonomik yüklerle birlikte, dünya genelini etkileyen bir sorun haline gelmiştir. Bu salgınla başa çıkmak için yapılması gereken çok şey bulunmaktadır. Son yıllarda yaygınlaşan metabolik cerrahi uygulamaları ve modern tedavi yöntemleriyle birlikte, bu hastalığın tamamen tedavi edilmesi yönündeki umutlar artmaya başlamıştır.

KAYNAKLAR
1. Diabesity (Let’s Take Back Your Health) – Chris Kresser (2005)
2. Dr. Bernstein’s Diabetes Solution: The Complete Guide to Achieving Normal Blood Sugars – Dr Richard K Bernstein (2007)
3. Diabesity: an overview of a rising epidemic – Youssef M.K. Farag (2010)
4. Diabesity: The New Epidemic? – Dr. Cedric Lorenzo (2015)

Bir önceki yazımız olan Şeker Hastalarında Kişiye Özel Tedavi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

2017-08-16T15:55:43+00:00