Diyabet Tedavisinde Yeni İlaç Arayışları

yeni-diyabet-ilaciTip 2 diyabet; yalnızca Amerika’da 30 milyon civarında kişiyi etkilediği tahmin edilen ve yaşam süresini kısaltan bir hastalık. Diyabet hakkında yapılan binlerce araştırmaya rağmen; cerrahi yöntemler dışında uzun süreli ve kalıcı kontrol sağlayabilen bir tedavi henüz kullanımda değil. Amerika’daki Scripps Araştırma Enstitüsü (TSRI), diyabete karşı etkili ve özgün bir etki mekanizmasına sahip bir bileşik tanımlamak için, yeni ilaçların keşfini sağlayabilecek önemli bir adım attı.

Nature dergisinin paylaştığı araştırma sonuçları, diyabet için yeni bir tedavi tipine öncülük edebilecek nitelikte. Çünkü yeni tedavi yöntemi ile, hücre yüzeyinde bulunan ve “reseptör” adı verilen duyargaları, istenen şekilde etkinleştirmek ve bireyin, uygulanacak tedaviden daha fazla fayda görmesini sağlamam mümkün. Çalışmaya imza atan Dr. Patricia McDonald “Prensip olarak, bu çalışmada hedeflenilene benzer şekilde yüzlerce reseptöre uygulanabilir. Bu sayede, mevcut tedavilerden daha etkili ve daha az yan etkiye sahip tedaviler bulabiliriz.” şeklinde bir açıklama yaptı. Dr. McDonald bu çalışmada; TSRI’nın “La Jolla” kampüsünden Richard Lerner ve diğer TSRI grupları ile işbirliği içinde çalıştı.

Daha iyi bir uyarı sağlamaya yönelik araştırmalar

Yapılan yeni çalışmada, Lerner; tip 2 diyabet ile ilişkili, GLP-1 isimli reseptörü hedefleyen bir teknik kullandı. GLP-1 reseptörü, pankreasta insülin üreten “beta hücreleri”nde bulunmaktadır. GLP-1 reseptör agonistleri adı verilen bazı ilaçlar bu reseptörleri etkinleştirir ve tip 2 diyabet için şu anda onaylı durumdadır. Bu çalışmada, TSRI ekibi; GLP-1 reseptörünü özgün bir yol ile etkinleştiren bir molekül bulmayı hedefledi. GLP-1 reseptörü, G protein ile eşlenmiş reseptörler olarak bilinen büyük bir aile içinde yer alır. Bilim insanları, yakın bir geçmişte, bu aileyi etkinleştiren bir molekülün, hücrede yalnızca tek bir biyokimyasal sinyal zincirini tetiklemekle sınırlı kalmayabileceği fikrine vardı. Gerçekten de bu ailenin üyeleri, çok sayıda farklı yollar üzerinden sinyaller gönderirler. Bazı durumlarda, temelde bu yollardan sadece birini etkinleştiren “eğilimli agonist” olarak tanımlanan bir molekül, her iki yolağı da etkinleştiren bir molekülden daha faydalı olabilir.
Lerner, bu çalışma için, metabolik hastalıklar konusunda uzman olan McDonald ile bir ekip oluşturdu. Ekip, GLP-1 reseptörü ile ilişkili olan proteinleri etkinleştirecek bir molekül bulmayı hedefledi. Lerner’in laboratuvarından diğer araştırıcılar, “Exendin-4” isimli bir molekülü temel alarak, aday moleküllerden bir kütüphane oluşturdular. Mevcut ilaçta değişimler yaparak, yaklaşık bir milyon yeni peptid yaratıldı. Bu yeni moleküllerden “P5” adındaki bir tanesinin, her iki yolu da etkinleştirdiği görüldü. Daha da önemlisi, aynı etkiyi, bilinen ilaca ait kullanım dozunun yaklaşık yüzde biri dozunda gerçekleştirebiliyor olmasıydı.

Bu sonuçlar yeni ilaçların çıkışına öncülük edebilir

Halihazırda klinik kullanımda olan GLP-1 reseptör agonistleri, etkilerini pankreastaki beta hücrelerini daha fazla insülin üretimi yönünde güçlü bir şekilde uyararak gösterir. Bu sinyal ile; kas ve yağ hücreleri, şekeri kandan çeker ve şeker düzeyleri düşer. Çalışmada, P5 molekülünün etkinliği, bilinen ilaca üstün olmasına rağmen, insülin üretimini zayıf olarak uyarmaktaydı. Çalışmanın araştırıcılarından Emmanuel Sturchler bu durumu “Biz bunu beklemiyorduk. Aslında bu olumlu bir bulgu. Etkinin insülinin uyarılmasına dayanmaması, pankreas üzerindeki baskının daha az olması anlamına gelebilir.” sözleriyle ifade etti.
Yapılan daha ileri araştırmalarda, P5 maddesinin farelerde kilo artışına neden olmadığı; ancak yeni yağ hücresi oluşumunu tetiklediği ortaya çıktı. Obezite ile ilişkili tipik diyabette yağ hücreleri büyür; ancak sayıları artmaz. Hücreler büyümeye devam ettikçe, insüline yanıt verme yeteneklerini kaybederler ve insülin direnci ortaya çıkar. P5’in yağ hücreleriyle birlikte, bu hücrelerde insülin duyarlılığını da artırdığı gözlemlendi. Yeni peptidin, insülin direncini -kısmen- azaltarak etki gösterdiği de öne sürülebilirdi.
Kullanımda olan GLP-1 reseptör agonisti ilaçlar, tokluk hissi uyandırmaktadırlar. Bireylerin daha az yemelerine neden oldukları gibi, kilo kaybına da neden olmaktadırlar. Bulgulara göre; P5’te bu mekanizma gözlenmemekte; iştah ya da kilo üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Sturchler, P5’in etki mekanizmasının bilinen GLP-1 reseptör agonistinden oldukça farklı olduğunu belirterek; sonuçların, yeni ilaçların ortaya çıkmasına öncülük edebileceğini ifade etti.

Editör’ün Notu: Öyle görünüyor ki; bilim dünyası P5’in yeni bir diyabet ilacı olarak geliştirilmesi için arayış içinde olacaktır. G protein ile eşlenmiş reseptörlerin temel biyolojisi keşfedilmeye devam edilirken, bu bileşik; bu tip reseptörleri hedefleyen, özgün ve değerli özelliklere sahip birçok bileşikten ilkinin keşfi olabilir.

KAYNAK: http://www.nature.com, Aralık 2015

Bir önceki yazımız olan Şeker Hastalığı ve Tansiyonu Olanlara Beslenme Önerileri başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

www.metabolikcerrahi.com web sitesinin içeriği bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.
www.metabolikcerrahi.com'un içeriği izinsiz ve kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Sitemap - Diyabet - Şeker Hastalığı - İleal İnterpozisyon - Şeker Ameliyatı - Obezite Ameliyatı
go to top