Genç Diyabet Hastalarında Depresyon

genc-diyabet-hastalarinda-depresyonDiabetes Care isimli tıp dergisinde yayımlanan bir çalışmanın sonuçları; çocuk şeker hastası ve ergenlerde depresyon görülme oranlarının çok yüksek olduğunu ortaya koydu. Buna rağmen hastaların çok az bir bölümü, diyabetin tipine bağlı olmadan uygun bir tedavi programına alınıyor.

Amerika, Florida’daki Sağlık Araştırma Merkezi’nden Dr. Janet Silverstein ve meslektaşları tarafından yapılan araştırmada; hem tip 1 hem de tip 2 diyabet hastası gençlerin, farklı oran ve şiddette depresyon yaşadıkları ve bu hastaların depresyon taraması ihtiyacının olduğu ortaya çıktı. Tip 2 şeker hastası çocuklarda depresyon görülme sıklığının %22, tip 1 diyabetlilerde ise bu oranın %13 olduğu görüldü. Araştırmada, tip 2 diyabetli çocukların depresyon sıklığının; tip 1 diyabeti olan çocuklara kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla olduğu belirtildi.
Konu ile alakalı en vahim sonuç ise; tip 2 diyabetli çocukların sadece %9’unun ve tip 1 diyabetli çocukların sadece %4’ünün depresyon için tedavi almış olmalarıydı. Her ne kadar uluslararası kılavuzlar rutin depresyon taraması yapılmasını önerseler de; taramalar rutin olarak uygulanmıyor. Dr. Silverstein bu durum ile ilgili: “Rehberler rutin depresyon taramasını öneriyor; ancak tip 1 ve tip 2 diyabetlerde depresyon taraması çok az yapılıyor. Bu da zamanında doğru bir psikolojik müdahaleyi imkansız kılıyor.” dedi.

Pasedena, Kaliforniya’daki “Kaiser Permanante Güney Kaliforniya Sağlık Merkezi”nde görevli epidemiyolog Jean Lawrence, çalışma hakkında şunları söyledi: “Bulgular bize gösteriyor ki; yüksek depresyon skorları olan gençlerin, sadece küçük bir kısmının psikolojik sorunları teşhis edilmiş. Bu sonucun şaşırtıcı olduğunu söylemek yanlış olur.” Gençlerde diyabet araştırması yapan “SEARCH for Diabetes in Youth” isimli kurum bünyesinde de hizmet vermekte olan Dr. Lawrence; sözlerini şu şekilde noktaladı: “Diyabetli gençlerde depresyon taraması şu an için rutin bakımın bir parçası değil. Rutin tarama olmadığında; sadece belirgin depresyon işaretleri olan gençlerin taranması ve onlara depresyon teşhisi konması mümkün oluyor.”

Tip 2 diyabet hastalarında depresyon görülme sıklığı iki kat fazla

Diyabetli gençlerde majör depresyon bozukluğu, subklinik depresyon ve depresyon belirtileri; aynı yaşlarda ve diyabet olmayan gençlerdekinden çok daha yüksek. Ayrıca bazı çalışmalar; diyabet tedavilerinde gösterilen düşük bağlılık ve kötü şeker kontrolünü depresyon ile bağdaştırıyor. Dr. Silverstein’a göre bu durum; taramanın hayati önem taşıdığını gösteriyor.

“Pediatric Diabetes Care” isimli, Amerika’daki sekiz akademik pediatrik tedavi merkezinden oluşan organizasyon tarafından yapılan araştırmada; yaşları 10 ile 17 arasında değişen, tip 1 diyabet hastası 261 genç ve tip 2 diyabet hastası 339 genç çalışmaya dahil ediliyor. Yapılan taramada, “Çocuk Depresyon Envanteri 2 (CDI 2)” öz bildirim anketinin 12 soruluk kısa sürümü kullanılıyor.
Sonuçlar; tip 2 diyabet hastası gençlerin, tip 1 diyabetli gençlere kıyasla önemli ölçüde daha yüksek bir oranda depresyon belirtisi bildirdiğini gösteriyor (%22’ye %13). Her iki grupta da depresyon belirtileri; yaş, diyabet süresi, cinsiyet, ırk/etnik köken ya da ebeveynlerin eğitim seviyesiyle bağlantılı görünmüyor. Ayrıca, tip 1 diyabet hastası gençlerde, ailenin gelir durumu ve obezite depresyon belirtileriyle ilişkili iken; tip 2 diyabet hastası gençlerde böyle bir ilişki saptanmıyor.

Çalışma sonuçları; depresyon belirtisi gösteren tip 1 diyabet hastası gençlerin sadece %4’ünün ve tip 2 diyabet hastası gençlerin de sadece %9’unun psikolog yardımı aldığını ortaya koydu. Dr. Silverstein bu durumla ilgili şunları söyledi: “Tip 2 diyabetli genç erişkinlerde kilo problemi daha ön planda. Aşırı kilo ile ilgili toplumsal sorunlarla boğuşurken, üstüne bir de mücadelesi zor kronik bir hastalığın yükü biniyor. Tüm bunlar muhtemel bir depresyona ve sonrasında da daha erken dönemde terapiye yönlenmeye neden oluyor.”

Dr. Silverstein’ın dediği gibi; çalışma, ergenlerdeki geçiş sorununu doğrudan ele almadıysa da; pediatrikten yetişkin dönemine geçilen ve kişilerin kendi hastalıklarının sorumluluğunu aldığı ergenlik döneminin zorluklarla dolu olabildiğini ve var olan depresyon sorunlarını artırabildiğini ortaya koyuyor.
Genellikle diyabetik ergenlerde, geçiş dönemiyle ilgili sorunlar yaşamadıklarını belirten Dr. Silverstein; çoğu durumda diyabet ekibinin gençler için destek sistemi sağladığını; ancak buna rağmen geçiş döneminde terk edilmişlik hissinin yaşandığını belirtiyor ve ekliyor: “Yeni bir ekibe geçiş, kademeli olarak, pediatri ve yetişkin ekiplerinin birlikte çalışması yoluyla yapılmazsa, gerçek bir kayıp hissiyle sonuçlanabilir ve depresyon belirtilerinin kötüleşmesine neden olabilir.”

NOT: Dr. Lawrence dışındaki tüm araştırmacılar ilaç şirketlerinin biri veya daha fazlasından danışmanlık ücreti veya bağış aldıklarını belirtmişlerdir.
KAYNAK: Diabetes Care. 12 Ekim 2015.

Bir önceki yazımız olan Obezite Cerrahisi Sonrası Oluşan Komplikasyonlarda Beslenme başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

www.metabolikcerrahi.com web sitesinin içeriği bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup, tıbbi teşhis ve tedavi özelliği taşımaz.
www.metabolikcerrahi.com'un içeriği izinsiz ve kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Sitemap - Diyabet - Şeker Hastalığı - İleal İnterpozisyon - Şeker Ameliyatı - Obezite Ameliyatı
go to top