Tip 2 Diyabet Nedir?
TİP 2 DİYABET
NEDİR?
TİP 2 DİYABET
NEDİR?
Anasayfa Şeker Hastalığı Tip 2 Diyabet Nedir?

Tip 2 Diyabet Nedir?

Erişkinlerde görülen şeker hastalığı türüne Tip 2 diyabet denir. Pankreas insülin üretir; fakat insülin direnci nedeniyle vücut bunu gerektiği gibi kullanamaz. Daha çok 40 yaş üzerindeki kişilerde ortaya çıkar.

Diyabet, kandaki bir tür şeker olan glikozun vücut tarafından kullanım şeklini etkileyen ve yaşam boyu süren bir hastalıktır.

Vücudunuz için önemli bir yakıt kaynağı olan metabolize şeker (glikoz) metabolizmasını etkileyen kronik bir durumdur.

Bu hastalıkta ücut ya hücrelere şeker taşıma işini düzenleyen hormon olan insülinin etkisine direnç gösterir ya da normal glikoz seviyesini koruyacak miktarda  insülin üretmez.

Prof. Dr. Alper Çelik, bu hastalığın teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verdi:

ESKİDEN YETİŞKİNLERDE GÖRÜLDÜĞÜ SANILIRDI

Bu tip şeker hastalığı, yetişkinlerde görülen diyabet olarak bilinirdi, fakat günümüzde daha fazla çocuğa, çocukluk çağı obezitesindeki artışa bağlı olduğu sanılan bu hastalık için teşhis konulmaktadır. Tip 2 diyabet için bir tedavi bulunmamaktadır, fakat kilo kaybı, iyi bir beslenme ve egzersiz bu hastalığın kontrol altında tutulmasına yardım edebilmektedir. Diyet ve egzersiz kan şekeri seviyesini kontrol etmeye yardımcı olmadığında diyabet ilaçları ya da insülin tedavisine gerek duyulabilir.  

Tip 2 Diyabet Nedir?

BELİRTİLER

Tip 2 diyabet belirtileri dikkatinizi çekmeyecek kadar belirsiz olabilir. Tip 2 diyabetin işaretleri ve belirtileri genellikle yavaş ilerler. Aslında yıllardır Tip 2 diyabet hastası olduğunuz halde bunu fark etmemiş bile olabilirsiniz.

Şu belirtiler önemlidir:

  • Artan susuzluk hissi

  • Sık idrara çıkma

  • Artan açlık hissi

  • Kilo artışı veya kilo kaybı

  • Bitkinlik

  • Bulanık görme

  • İyileşmeyen yaralar

  • Sık sık enfeksiyon geçirme

  • El ve ayaklarda karıncalanma ve hissizlik

  • Tekrarlayan mantar enfeksiyonları

  • Ciltte, genellikle koltuk altında ve boyunda koyu renkli bölgeler oluşması

TİP 2 DİYABETİN DİĞER BELİRTİLERİ

  • Ağız kuruluğu

  • Yorgunluk

  • Vücuttaki yaraların geç iyileşmesi

  • Kuru ve kaşıntılı cilt

  • Sık geçirilen enfeksiyonlar

  • Bulanık görme

  • Cinsel sorunlar

  • Ellerde, ayaklarda veya ağız çevresinde uyuşma, karıncalanma

TİP 2 DİYABETİN BAZI RİSK GRUPLARINDA GÖRÜLME OLASILIĞI DAHA YÜKSEKTİR:

  • Kilo fazlası olan bireyler

  • Beslenme alışkanlığı bozuk olanlar

  • Sedanter yaşam tarzı olan (egzersiz yapmayan) bireyler

  • Ailede başka kişilerde diyabet hastalığı bulunanlar

  • Gebelik sırasında diyabet gelişen veya 4,5 kg’dan daha ağır bebek doğuranlar

  • Bir hastalığın veya yaralanmanın stresini yaşayanlar

  • Stresli bir hayatı olanlar

DİYABETE YOL AÇAN ŞEYLER NELERDİR?

Pankreas, insülin adında bir hormon üretir. Bu besinlerden gelen glikozun hücrelerde enerjiye çevrilmesini sağlar. Tip 2 diyabeti olan kişiler insülin üretirler fakat hücreler bunu gerektiği gibi kullanamaz. Doktorlar buna insülin direnci adını vermektedir.

Başlangıçta pankreas glikozu hücrelere taşımak için daha fazla insülin üretir. Fakat sonunda bunu sürdüremez ve kanda şeker seviyesi artmaya başlar.

Bunun ne sebepten olduğu tam olarak bilinmemektedir, ancak aşırı kilolu olmak ve hareketsiz bir yaşam gibi genetik ve çevresel faktörler buna yol açan sebepler arasında gösterilebilmektedir.

İNSÜLİN NASIL ÇALIŞIR?

İnsülin midenin arkasında biraz aşağıda yer alan pankreas bezinden salgılanan bir hormondur.

  • Pankreas kan dolaşımına insülin salgılar.

  • İnsülin hücrelere şekeri taşımak üzere dolaşıma karışır.

  • İnsülin kan dolaşımındaki şeker miktarını azaltır.

  • Kanda bulunan şeker seviyesi azaldıkça, pankreastan salgılanan insülin miktarı da azalır.

GLİKOZUN ROLÜ

Glikoz – bir şeker türü- kasları ve diğer dokuları oluşturan hücreler için ana enerji kaynağıdır.

  • Glikoz iki ana kaynaktan gelir: Yiyecekler ve karaciğer.

  • Şeker kan dolaşımı tarafından emilir ve bu şekilde insülin yardımı ile içine gireceği hücrelere taşınır.

  • Karaciğer glikozu depolar ve üretir.

  • Bir süre yemek yemediğinizde olduğu gibi, glikoz seviyesi düştüğünde karaciğer depoladığı glikojeni glikoza parçalayarak kandaki glikoz seviyesini normal aralık değerine çeker.

Tip 2 diyabette bu süreç gerektiği gibi işlemez. Şeker hücrelerin içine girmek yerine kan dolaşımında kalmaya devam eder. Kan şekeri seviyesi arttıkça insülin üreten beta hücreleri daha fazla insülin salgılar, fakat sonunda bu hücreler tahrip olur ve vücudun ihtiyaç duyduğu insülini karşılamaya yetmez.

Daha az görülen tip 1 diyabette bağışıklık sistemi yanlışlıkla beta hücrelerini yıkıma uğratır, bu da vücudu insülinsiz ya da çok az insülinle bırakır.

TEŞHİS

Doktorunuz diyabet belirtileri için kan testi yaptırır. Genellikle doktorlar teşhis için iki farklı test uygularlar. Fakat kandaki glikoz son derece yüksekse ya da belirtilerin çoğu sizde mevcutsa tek bir test de yeterli olabilmektedir.

A1C:

İki ya da üç aylık kan glikoz seviyesinin ortalamasının belirlendiği bir testtir.

Açlık plazma glikozu:

Bu boş mide ile kandaki şeker seviyesinin ölçümüdür. Testten önceki 8 saat boyunca su hariç hiç bir şey yiyip içemezsiniz.

Ağızdan Glikoz Tolreans Testi (OGTT):

Bu, tatlı bir içecek içtikten iki saat sonra vücudun şekeri asıl işlediğini görmek için kan glikoz seviyesinin ölçüldüğü bir testtir.

RİSK FAKTÖRLERİ

Tip 2 diyabet hastası olma riskinizi artıran faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:

Kilo:

Aşırı kilolu olmak, tip 2 diyabet hastası olmak için ana faktördür. Ancak tip 2 diyabet hastası olmak için aşırı kilolu olmak şart değildir. Aşırı kilolu ya da obez olmak insülin direncine yol açabilir, özellikle orta bölgede fazla yağ varsa. Artık tip 2 diyabet yetişkinleri olduğu kadar çocukluk çağı obezitesi nedenyile çocukları ve ergenleri de etkilemektedir.

Metabolik sendrom:

İnsülin direnci olan kişiler genellikle yüksek kan şekeri olan, bel çevresinde fazla yağ toplanmış, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol ve trigliseridi (kanda yer alan en yaygın yağ türü) olan bir gruptur.

Karaciğerde çok fazla glikoz üretilmesi:

Kan şekeri düştüğünde karaciğer glikoz üreterek iletir. Yemek yedikten sonra kan şekeri arar ve genellikle karaciğer yavaşlar ve glikozu daha sonra kullanmak üzere depolar. Fakat bazı kişilerin karaciğeri bunu yapmaz. Şeker üretmeyi sürdürür.

Hücreler arasında kötü iletişim:

Kimi zaman hücreler yanlış sinyal gönderir ya da verilen mesajı doğru almaz. Bu sorun hücrelerinizin insülin ya da glikoz üretimi ve kullanımını etkilediğinde diyabete götüren bir zincir reaksiyon başlar.

Beta hücrelerinin bozulması:

İnsülin üreten hücreler yanlış miktarda insülini yanlış zamanda gönderirse kan şekeriniz alt üst olur. Yüksek kan glikozu bu hücreleri tahrip eder.

Yağ dağılımı:

Eğer vücut yağları kalça ya da bacaklar yerine karında toplandıysa tip 2 diyabet hastası olma riskiniz daha fazladır. Erkeklerde bel çevresi 101,6 cm’den ve kadınlarda da 88,9 cm’den fazla ise Tip 2 diyabet hastası olma riski artmaktadır.

Hareketsizlik:

Ne kadar hareketsizseniz, o kadar Tip 2 diyabet hastası olma riski taşıyorsunuz demektir. Fiziksel aktivite kilo kontrolünü kolaylaştırır, glikozu enerjiye çevirmeye yardım eder ve hücrelerin insüline daha duyarlı olmasını sağlar.

Aile geçmişi:

Tip 2 diyabet riski ebeveyn ya da kardeşlerde Tip 2 diyabet görülmesi durumuna göre artmaktadır.

Irk:

Nedeni açık değilse de siyahlar, Hispanikler, Amerikan yerlileri ve Asya-Amerikalılar gibi belli ırktan kişilerde Tip 2 diyabetin ortaya çıkma riski beyaz ırktan kişilere göre daha fazladır.

Yaş:

Tip 2 diyabet riski yaşlandıkça, özellikle 45 yaşından sonra artmaktadır. Bu insanların giderek daha az spor yapması, kas kütlesinde azalma ve kilo almaya bağlı olabilir. Fakat Tip 2 diyabet çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler arasında da artmaktadır.  

Prediyabet:

Prediyabet, kan şekeri seviyesinin normalden yüksek olduğu, fakat diyabet sınıfına girmediği bir durumdur. Tedavi edilmediği takdirde prediyabet genellikle Tip 2 diyabete dönüşmektedir.

Gebelik diyabet:

Hamilelik sırasında gebelik diyabeti yaşadıysanız, Tip 2 diyabet hastası olma riskiniz yüksektir. 4 kilodan ağır bebek doğurduysanız yine Tip 2 diyabet riski altındasınız demektir.

Polikistik Over Sendromu:

Düzensiz adet dönemleri, aşırı kıllanma ve obezite ile birlike görülen polikistik over sendromlu (PCOS) kadınlarda diyabet riski yüksek olmaktadır.

Kotuk altı ve boyun bölgesindeki cilt renginde koyulaşma

: Bu durum genellikle insülin direncinin göstergesidir.

KOMPLİKASYONLAR

Tip 2 diyabet kendinizi iyi hissediyorsanız, kolayca gözden kaçabilmektedir. Fakat diyabet, kalp, kan damarları, sinirler, gözler ve böbrekler gibi pek çok önemli organı etkiler. Vücut şeker seviyesini kontrol etmek bu komplikasyonları önlemeye yardımcı olacaktır.

Her ne kadar diyabetin uzun vadedeki komplikasyonları yavaş ilerlese de sonunda engellilik ya da yaşamı tehdit eden dereceye kadar ilerleyebilmektedir. Diyabetin bazı potansiyel komplikasyonarı şu şekilde sıralanabilir:

  • Kalp ve kan damarları hastalıkları. Diyabet, kalp hastalıkları, yüksek kan basıncı ve kan damarlarında daralma gibi sorunların görülme riskini artırmaktadır.

  • Sinir hasarı (nöropati). Kandaki fazla şeker karıncalanma, hissizlik, yanma ve ağrı gibi, genellikle ayak ya da el parmaklarında başlayan ve yavaş yavaş ilerleyen sıkıntılara yol açabilir. Sonunda el ve ayaklarınızdaki hissi tamamen kaybedebilirsiniz. Sindirimi kontrol eden sinirlerdeki tahribat bulantı, kusma, diyare ya da kabızlığa yol açabilir, erkeklerde erektil fonksiyon bozuklukları görülebilir.

  • Böbreklerde hasar. Diyabet kimi zaman böbrek yetmezliğine ya da geri dönüşü olmayan ve diyaliz ya da böbrek nakli gerektiren böbrek hastalıklarına yol açabilir.

  • Gözlerde hasar. Diyabet, katarakt, glukom gibi ciddi göz hastalıları riskini artırır ve körlüğe kadar götüren retinadaki kan damarlarında hasara yol açabilir.  

  • Yavaş iyileşme. Tedavi edilmeden bırakılan kesik ve yaralar iyileşmenin yetersiz olması nedeniyle enfeksiyon kapabilir. Ciddi hasarlar, ayak parmakları, ayaklar ya da bacakların kesilmesine yol açabilir.

  • İşitmenin bozulması. Diyabet hastası kişilerde işitme sorunları son derece yaygındır.

  • Cilt sorunları. Diyabet bakterel ve mantar enfeksiyonları bakımından cildi son derece savunmasız hale getirir.  

  • Uyku apnesi.  Obstrüktif uyku apnesi tip 2 diyabeti olan kişilerde çok sık görülür. Obezite her iki durumun da ana nedenidir. Uyku apnesini tedavi etmek kan basıncını düşürür ve daha rahat etmenizi sağlar fakat kan şekerini kontrol etmeye yardımcı olup olmadığı bilinmemektedir.

  • Alzheimer. Tip 2 diyabet hastaları nedeni tam olarak bilinmese de Alzheimer için daha fazla risk altındadırlar. Kan şekerini ne kadar kötü kontrol altında tutarsanız bu hastalığın görülme riski de o kadar artmış olur.

Önlemek için:

Sağlıklı yaşam tarzı seçimleri, ailede diyabet geçmişi bulunsa bile tip 2 diyabeti önlemeye yardımcı olabilir. Zaten diyabet teşhisi konulduysa sağlıklı yaşam tarzı oluşturarak komplikasyonların gelişmesini önleyebilirsiniz. Prediyabetli iseniz, yaşam tarzınızı değiştirmek, bunun ilerlemesini yavaşlatabilir ya da diyabet gelişimini önleyebilir.

SAĞLIKLI BİR YAŞAM TARZI İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?

Sağlıklı yiyecekler yiyin:

Besinlerinizi az yağlı düşük kalorili ve lif bakımından zengin seçin. Meyve, sebze ve tam tahıl tüketmeye dikkat edin. İşlenmiş karbonhidrattan, şekerli içeceklerden trans ve doymuş yağlardan uzak durun. Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlayın.

Hareketli bir yaşamınız olsun:

En az 30 ile 60 dakika arasında hafif fiziksel aktivite yapın ya da 15 -30 dakika arasında ağır aerobik hareketleri yapın. Her gün günlük yürüyüşünüzü ihmal etmeyin. Bisiklete binin ya da yüzün. Uzun süre spor yapmak mümkün değilse, spor faaliyetlerini gün içine dağıtın.  

Kilo verin:

Aşırı kilolu iseniz vücut ağırlığının yüzde 5 -10’u arasında kilo vererek diyabet riskini azaltabilirsiniz. Vücut ağırlığının yüzde 7 -10’unu kaybetmek, tip 2 diyabet riskini yarı yarıya azaltmaktadır.  Kilonuzu sağlıklı sınırlar içinde tutmak için beslenme ve egzersiz alışkanlıklarınızda kalıcı değişiklikler yapın. Sağlıklı bir kalp, daha enerjik bir hayat ve artan özgüven gibi yararlarını hatırlatarak kilo vermek için kendinizi motive edin.  

Uzun süre oturmaktan kaçının:

Uzun süre oturmak tip 2 diyabet riskini artırır. 30 dakikada bir kalkarak etrafta birkaç dakika gezinmeye çalışın.

Sigarayı bırakın:

Doktorunuzla birlikte bu süreci kilo almadan atlatmak için çalışın, böylece bir problemi çözerken başka bir problemle yüzleşmeniz gerekmez.

Kimi zaman ilaç kullanmak da bir seçenek olabilir:

Ağızdan alınan Metformin (Glucophage, Glumetza ve diğerleri) gibi diyabet ilaçları tip 2 diyabet riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Fakat bu ilaçları alsanız bile sağlıklı yaşam tarzı seçimleri diyabeti önlemek ya da kontrol etmek için temeldir.

TİP 2 DİYABET TEDAVİSİNİN ESASLARI NELERDİR?

Birinci basamak tedavi planında:
  • Diyet, yani beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi

  • Yaşam tarzının değiştirilmesi

  • Egzersiz programlarının uygulamaya konması yer almaktadır.

Eğer bu tedavi planı ile kan şekeri normal sınırlar içinde tutulamazsa; ağızdan hap olarak alınan şeker düşürücü ilaçlar tedaviye eklenir. Ancak bazı hastalarda kan şekeri düzeyini normal sınırlar içinde tutabilmek için insüline ihtiyaç duyulabilir. Bu durumlarda uygun dozda insülin enjeksiyonları ile tedavi desteklenir.

ŞEKER YÜKSEKLİĞİ NEDEN ÖNEMLİ?

İnsülin, pankreas bezi tarafından üretilen ve kana salınan bir hormondur. Ana görevi; kandaki şekeri (glukozu) hücrelerin içine taşımaktır. Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayan ana enerji kaynağıdır. Tip 2 diyabet, genellikle insülin salgılanmasında bir yetersizlik ve/veya hücrelerin bu hormona karşı duyarlılığının azalması sonucunda gelişir. Çünkü, sindirim sistemi kaynaklı direnç hormonları ve hücre içindeki bazı sinyal mekanizmaları; ya insülinin hücre içine girişine izin vermez ya da hücre içinde insüline karşı bir direnç oluşur. Bu tabloya “İnsülin Direnci” denilmektedir. Direnç nedeniyle insülin normal işlevini yerine getiremez. Tip 2 diyabette başlangıçta insülin salınımı artar ancak artan insülin salınımı da kandaki yüksek şeker seviyelerini azaltamaz. İnsülin görevini yerine getiremeyince, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücrelerde şeker azlığı yaşanırken, kandaki şeker seviyeleri normal değerlerin üstüne çıkar. Kandaki şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

TİP 2 DİYABET TEDAVİSİNDE METABOLİK CERRAHİ’NİN YERİ

Tip 2 diyabet hastalarındaki İnsülin Direnci’nin, hem hücre öncesi hem de hücre içi bileşenleri vardır. Bu tabloda; özellikle sindirim sistemi kaynaklı direnç hormonları, tıpkı bir “zırh” gibi hücrelerin etrafını sarar ve insülinin hücre içine girişini engelleyerek kilit rol oynarlar. Metabolik Cerrahi uygulamaları neticesinde, sindirim sistemi kaynaklı direnç hormonları söner. Hücrenin etrafındaki bu “zırh” açılır ve insülin kolaylıkla hücre içine girer. Benzer şekilde ameliyattan 2-3 ay sonra; yağ, protein metabolizması, karaciğer yağlanması ve hasarı da düzeldiği için hücre içi sinyal iletim mekanizmaları da tersine döner. Sonuç olarak Metabolik Cerrahi uygulamaları sonrası hastaların kan şekerlerinin, kolesterol ve trigliserid seviyelerinin yanı sıra; tansiyon yüksekliği, kilo fazlalığı, karaciğer yağlanması, göz-böbrek hasarı ve ayak yaraları gibi sorunları da tek bir operasyon ile giderilmiş olur.

KİMLER METABOLİK CERRAHİ İÇİN ADAYDIR?

  • Uygun tedaviye rağmen kan şekerini kontrol altına alamayan hastalar

  • Göz, kalp, böbrek, karaciğer, ayaklar gibi organ hasarı belirti ve bulguları yaşamakta olan hastalar

  • Ciddi kilo problemi olan hastalar